Yamaha'nın Cafe Racer Sınıfının Abisi / XSR 900 - Uzman Blog

Yamaha’nın Cafe Racer Sınıfının Abisi / XSR 900

Merhabalar;

Bugün de sizlere yeni sahiplendiğim, henüz daha 1100 km’ye gelmiş olan, Yamaha’nın cafe racer motor sınıfının en büyük abisi XSR 900’den bahsedeceğim.

Motosiklet görüntüsü ile geçmişe gönderme yapıp, teknolojisi ile günümüz motosikletlerine ”aldanmayın baktığınıza, bu bakmış olduğunuz buz dağının görünen kısmı” diyor. Motosikletin şasesi ve motor bloku bilinen ve tanıdık bir motosiklet olan MT09 ile aynı özellikleri taşıyor. Yabancı sitelerde MT09’dan 2 beygir daha güçlü olduğu söylense de, bildiğimiz üzere aynı güçlere sahipler.

Motosiklet 3 silindirli, 115 beygir, 87.5 Nm tork üreten, su soğutmalı ve diamond (pırlanta) şasiye sahip. 3 tane sürüş moduna, 2 kademeli TCS’ye (aynı zamanda OFF modu ile TCS’yi kapatabiliyorsunuz), Kaydırmalı debriyaj özellikleri gibi bir çok elektronik destekle donanmış bir makineden bahsediyorum.

Makine 3 tane sürüş moduna sahip demiştim. A modunda hayvan kuruduk durumda! Gaz tepkileri ani, tork alt devirden gelip, direk gaz koluna yansıyor. Eğer çok tecrübeniz ve gaz kolu hassasiyetiniz iyi değilse, A modunda kullanmanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü 1. vites de gaz açıyorsunuz, tekere geliyor. Keza aynı durum 2. viteste de mevcut. Standart modda gaz kolu ve güç tepkisi biraz daha yumuşuyor ama sakın dizgin vuruluyor sanmayın, yine standart modda da gazı açtığınızda teker yerden kendisini kesiyor ve hemen havalanıyor. B modun da işler biraz daha munis. Gaz tepkisi düşüyor, beygirden de biraz kısıyor. Uyarımı yineleyeyim, eğer çok tecrübeniz yok ise A ve Standart modlar da kullanmanızı kesinlikle tavsiye etmiyorum!!!

Bunun yanı sıra motosikletin selesi biraz yüksek. Misal ben 1.90 boyunda olmama rağmen ayaklarım yere basarken zorlanıyorum. 83 cm bir selesi var. Bu da MT09’un selesinden 2 cm daha yüksek demek. Yani boyu kısa olanlar motosikleti alırken bir kez daha düşünsün veya bir showrooma gidip üstüne oturup bir denesin derim. Ayrıca selenin arkası da biraz küçük. Yani artçı olacak yengemizin veya arkadaşımızın, totosunun biraz küçük olması gerekiyor. ?

Makinenin hakimiyeti kolay, gidon turunun biraz dar olmasına rağmen araya giriş çıkışlar da herhangi bir sorun yaşamadım. Eski Fazer8’den 20-25 kg daha hafif ve 10 kusur beygir daha güçlü bir motosikletten bahsediyorum.

Yakıt tüketimi usturuplu kullanıldığında hakikaten fabrika verilerini tutuyor. Fabrika verileri 100 km de 5,2 diyor. Gerçekten bu rakamı ve belki de daha aşağısını yakalamak mümkün. Fakat gazı açtığınızda, ”getir abi ne varsa içelim” diyen bir ayyaş ile de karşı karşıyayız diyebilirim.

Motor sizin ruh halinize göre şekillene biliyor, lakin yeteneklerinizin üstünde bir güç sunuyor. (en azından benim için öyle) Sakin gitmek istediğinizde sakin gidip sizi her anlamda üzmeyecek, apaçilik yapmak istediğinizde de ”yok, ben yokum” demeyecek bir motosiklet.

Tasarım faslında güçlü görüntüsü, eskilere gönderme yapması ile tarz bir motosiklet ve laf aramızda bence MT09’dan daha yakışıklı. Gittiğiniz yerler de ilgi görüp, ”abi neymiş ya bu motor” gibi sorulara muhatap olacağınızdan şüpheniz olmasın.

Ayağındaki stok lastikler çok iyi değil, lakin kötüde değil. Belki bütçeniz elverirse Pirelli Rosso Corsa veya Pirelli MT60 RS takabilirsiniz. Onun kararı size kalmış. Fakat ayağındaki lastikler de bütçeniz yerine gelene kadar sizi idare edecektir.

Gösterge paneline gelince, dijital ve içinde yok yok. Yakıt, hararet, vites, mod göstergeleri, trip metreler vesaire her şeye erişebileceğiniz kompak bir ekran yapmışlar.

Motosikletin kullanımına gelecek olursak; dik oturuşu ve rahat selesi ile çok uzun km’ler yapmadığınız sürece sizi sıkıntıya sokmayacak gibi duruyor. 1 günde 500 km gibi km yol yaptım ben ve herhangi bir ağrı, sancı çekmedim. Yalnız, çıplak motor olması sebebi ile yüksek hızlara ulaştığınızda bel ve boyun ağrıları çekebilirsiniz. Bu da çıplak motor sevdası olan kişilerin katlanacağı dikendir.

Bir hususa daha değinmek isterim. Özellikle MT09 kullanıcılarında depo tokatlama (tank slapper) olayından şikayetçi olduklarını gördük ve duyduk. Sanki XSR900’de de aynı şasi geometrisinden olsa gerek, yüksek hızlarda kafa sallamaya başlıyor gibi hissettim. Depo tokatlama nedir? derseniz aşağıdaki video da görebilirsiniz. Hem bu vesile ile de rahmetli Barkın abimizi de yad etmiş oluruz.

Son tahlil de; bu motosikleti biraz tarz olsun, ortama girdiğim de şeklim olsun, istediğim zaman sürat yapabileyim, istediğim zaman şehir dışına gidebileyim, istediğim zamanda şehir içinde fıtı fıtı dolaşa bileyim diyen ve tecrübeli olan motosiklet severler alabilir. Özellikle vurguluyorum ”TECRÜBELİ” olması şart, yoksa bu motosiklet adamı tükürüp bir kenara atabilecek güçte bir makinedir. Kim almak istemez? Motosiklet tecrübesi az olan, rüzgardan etkilenmek istemiyorum diyen ve sürekli artçı geziyorum, tek tabanca değilim diyen kişiler tercih etmeye bilirler.

Son olarak da bu motosikletin Eylül 2018 itibariyle liste fiyatı 59.800 TL civarlarında. Algısı, vergisi, sigortası derken 60.000 TL’nin üstünde bir rakamı da gözden çıkarmanız gerekecek. Evet günümüz şartlarında bu döviz kurları ile sıfır motosiklet veya arabalara erişim zor. Ama isterseniz ikinci el piyasasını da bir araştırın derim.

Ben eminim ki, retro tarz motosiklet seven kişiler XSR900’den şikayetçi olmayacaklardır. Zor bir ihtimal ama, bulunduğunuz şehir de test motoru falan açan bir bayi görürseniz test edin ona göre karar verin. Daha çok anlatacak şeyler vardır muhakkak ama, şuan için aklıma gelenler bunlardı. Belki youtube kanalında bir tanıtım videosu çekerim. O zaman da unuttuklarımı söylerim. O zamana kadar kendinizi imha etmeyin. Görüşmek üzere…

%d blogcu bunu beğendi: